Bebekler iyiler, büyüyorlar, oglum hala cok ağlıyor. Bakıcı kaçıran koydum adını...
Gunduzlu yardımcının kızı hastalandı ayrıldı. Bir hafta sonra dun yatılı bakıcı üç bebek bakamıyorum diye ağlamaya başladı. Topladı eşyalarını gitti... Ağlaya ağlaya, gören de bir şey yaptık sanacak...
3. yatılı da gitti, sırada 4. yü bulmak var hayırlısı bakalım...
Ne diyeyim zor durumdayız, kızlarım rahatladılar onlara bakmak da kolaylaştı ama oğlum felaket... Aman oğlan doğurmayın diyormuşum :)))
31 Mart 2008 Pazartesi
21 Şubat 2008 Perşembe
3 ay (-2) :)
15 şubat itibariyle 3 aylık oldu meleklerim. Geçen hafta perşembe doktor kontrolümüze gittik, verem aşılarını oldular. Kilolarını boylarını ölçüldüler. Bir aylık bebek büyüklüğündeler, gayet iyiler maşallah... Kızların kusma problemi için AR mama kullanmaya başladık iyi geldi. Gaz problemimizi daha birkaç ay çekeceğiz, biz alıştık da bebişler gözlerinden yaşlar aka aka ağlıyorlar bu gaz sancısından...
Bebeklerdeki viral enfeksiyondan sonunda abla da çıkardı. Ama onunki çok hafif geçti. Cuma günü onu da 3 yaşını doldurduğu için kontrole götürdüm hem de enfeksiyon için ilaç aldım. Döküntüler çok kaşıntı yaparsa diye ama yapmadı...
15 Şubat Cuma benim için kara gün oldu tabi, dört çocuk annesi ne işin var senin gezmekte otur evinde... Kızımla kaçamak yapayım nasıl olsa evde bebeklere bakan var diye doktordan sonra bastım Tepe Nautilusa gittim. Biraz gezip yemek yeyip dönecektik... Bu arada mağazalara da bakacaktık. Neyse LCW'de çocuk giysilerine bakarken kızım elbise beğendi ben de ona deniyordum olacak mı diye, adamın biri de kıyafetlere bakar gibi yapıp etrafımızda dolanıyordu. Olan oldu, ben kızımla uğraşırken gafletimden faydalanan adam çantamın içinden cüzdanımı çalmış. Her zaman boyundan çanta takarım bu sefer üstten fermuarlı omuza takılan çantalardan almıştım yanıma. Bir müddet sonra bir baktım çantamın fermuarı yarım açık içinde cüzdan yok. Hemen mağaza yetkililerine haber verdim, kredi kartlarımı kapattırdım. Aslında bir 5 dakika sonra farkettim ama iş işten geçti işte... Ehliyetim, kimliğim, tüm çocukların nüfus cüzdanları cüzdanımdaydı malesef. Sağlık sigortası kartları vs... Biraz da param vardı. Binanın kamera kayıtlarından baktık ama görünmüyor, mağaza kamera kayıtlarından bakılsa görünecekti kim olduğu adamın yüzünü görmüştüm ama kayıtları şirketten istemeleri gerekiyormuş. Aslında işkillenmiştim de ama çantamın içinden alacağı aklıma gelmemişti. Polise gittim, şikayetci olsam da bir şey değişmezmiş, ispat edemezsem bir de adam bana karşı dava bile açabilirmiş. Bir de savcı bir kaç kere çağırırmış git gel yaparmışım falan filan. Kayıp tutanağı tutturdum sadece. Yine de içim hiç rahat etmiyor, ehliyetim ve cüzdanım oluca adıma şirket bile kurabilirler, her türlü dolandırıcılığı yapabilirler. İnşallah benim başıma böyle şeyler gelmez. Allah tüm hırsızları bildiği gibi yapsın.
Kimlikleri tekrar çıkarttım salı günü, dün de ehliyet için başvurdum, bugün gidip almam lazım Bostancı'dan almıştım yine oraya başvurdum ama canım hiç gitmek istemiyor artık yarın falan giderim, hergün hergün dışarı çıkmak da yoruyor, bebişleri evde bırakıp gidiyorum. Kızkardeşim yine bizde olmasa gidemem de...
Bebeklerdeki viral enfeksiyondan sonunda abla da çıkardı. Ama onunki çok hafif geçti. Cuma günü onu da 3 yaşını doldurduğu için kontrole götürdüm hem de enfeksiyon için ilaç aldım. Döküntüler çok kaşıntı yaparsa diye ama yapmadı...
15 Şubat Cuma benim için kara gün oldu tabi, dört çocuk annesi ne işin var senin gezmekte otur evinde... Kızımla kaçamak yapayım nasıl olsa evde bebeklere bakan var diye doktordan sonra bastım Tepe Nautilusa gittim. Biraz gezip yemek yeyip dönecektik... Bu arada mağazalara da bakacaktık. Neyse LCW'de çocuk giysilerine bakarken kızım elbise beğendi ben de ona deniyordum olacak mı diye, adamın biri de kıyafetlere bakar gibi yapıp etrafımızda dolanıyordu. Olan oldu, ben kızımla uğraşırken gafletimden faydalanan adam çantamın içinden cüzdanımı çalmış. Her zaman boyundan çanta takarım bu sefer üstten fermuarlı omuza takılan çantalardan almıştım yanıma. Bir müddet sonra bir baktım çantamın fermuarı yarım açık içinde cüzdan yok. Hemen mağaza yetkililerine haber verdim, kredi kartlarımı kapattırdım. Aslında bir 5 dakika sonra farkettim ama iş işten geçti işte... Ehliyetim, kimliğim, tüm çocukların nüfus cüzdanları cüzdanımdaydı malesef. Sağlık sigortası kartları vs... Biraz da param vardı. Binanın kamera kayıtlarından baktık ama görünmüyor, mağaza kamera kayıtlarından bakılsa görünecekti kim olduğu adamın yüzünü görmüştüm ama kayıtları şirketten istemeleri gerekiyormuş. Aslında işkillenmiştim de ama çantamın içinden alacağı aklıma gelmemişti. Polise gittim, şikayetci olsam da bir şey değişmezmiş, ispat edemezsem bir de adam bana karşı dava bile açabilirmiş. Bir de savcı bir kaç kere çağırırmış git gel yaparmışım falan filan. Kayıp tutanağı tutturdum sadece. Yine de içim hiç rahat etmiyor, ehliyetim ve cüzdanım oluca adıma şirket bile kurabilirler, her türlü dolandırıcılığı yapabilirler. İnşallah benim başıma böyle şeyler gelmez. Allah tüm hırsızları bildiği gibi yapsın.
Kimlikleri tekrar çıkarttım salı günü, dün de ehliyet için başvurdum, bugün gidip almam lazım Bostancı'dan almıştım yine oraya başvurdum ama canım hiç gitmek istemiyor artık yarın falan giderim, hergün hergün dışarı çıkmak da yoruyor, bebişleri evde bırakıp gidiyorum. Kızkardeşim yine bizde olmasa gidemem de...
13 Şubat 2008 Çarşamba
Gülüyorlar
Bebişlerim artık bize gülümsemeye başladı... :) 10 şubatta düzeltilmiş tarihe göre bir aylık oldular ve artk bizlere gülümsemeye başladılar. Onlarla sadece ben ilgilenmediğim için benden başkasına da gülüyorlar napiim idare etcez artık. ;)
15 Şubatta 3 aylık olacaklar. Hasta etmeden büyütmeye çalışıyoruz. Oğlumun çıkardığı döküntülerden sırayla hepsi çıkardı. Su çiçeğine birebir benzeyen ama suçiçeği olmayan doktorun tanımlayamadığı viral bir döküntü. Allahtan ateş yapmadı çocuklarda. Ama bir iki tane çok büyük olanın izi kaldı.
Yatılı yardımcının üçüncüsünü deniyoruz. İlk gelen Özbek kız üçüz çok zor dedi, çok fazla zam istedi, gitti. İkinci gelen Türkmeni biz beğenmedik bir hafta deneme süresinden sonra gönderdik. Şimdi yine Özbek bir bayan geldi. Dil bilmiyor ama öğrenmeye çalışıyor, bakalım bu nasıl olacak... Gündüzlü gelen idare eder ama bir aydan sonra onu da anladık. Belfıtığım var öyle eğil doğrul yapamam viledayla silerim falan yapmaya başladı, temizlik memizlik işlerini doğru dürüst yapmıyor. Baştan söyleseydi hiç işe almazdım. Yardımcı durumları böyle...
Gece gündüz ağlıyor bebişler, ne çok gaz var inanılmaz. Sıcak havlu koyuyoruz sürekli karınlarına, ilaçlar milaçlar fayda etmiyor. Huzur içinde uyuyamıyorlar, ıkın sıkın pırt, ıkın sıkın pırt.. Arada viyaaaak...
Hepsini şap şap öpüyorum, yiyorum, anneleri değilmiyim her şeyi yaparım :))
15 Şubatta 3 aylık olacaklar. Hasta etmeden büyütmeye çalışıyoruz. Oğlumun çıkardığı döküntülerden sırayla hepsi çıkardı. Su çiçeğine birebir benzeyen ama suçiçeği olmayan doktorun tanımlayamadığı viral bir döküntü. Allahtan ateş yapmadı çocuklarda. Ama bir iki tane çok büyük olanın izi kaldı.
Yatılı yardımcının üçüncüsünü deniyoruz. İlk gelen Özbek kız üçüz çok zor dedi, çok fazla zam istedi, gitti. İkinci gelen Türkmeni biz beğenmedik bir hafta deneme süresinden sonra gönderdik. Şimdi yine Özbek bir bayan geldi. Dil bilmiyor ama öğrenmeye çalışıyor, bakalım bu nasıl olacak... Gündüzlü gelen idare eder ama bir aydan sonra onu da anladık. Belfıtığım var öyle eğil doğrul yapamam viledayla silerim falan yapmaya başladı, temizlik memizlik işlerini doğru dürüst yapmıyor. Baştan söyleseydi hiç işe almazdım. Yardımcı durumları böyle...
Gece gündüz ağlıyor bebişler, ne çok gaz var inanılmaz. Sıcak havlu koyuyoruz sürekli karınlarına, ilaçlar milaçlar fayda etmiyor. Huzur içinde uyuyamıyorlar, ıkın sıkın pırt, ıkın sıkın pırt.. Arada viyaaaak...
Hepsini şap şap öpüyorum, yiyorum, anneleri değilmiyim her şeyi yaparım :))
17 Ocak 2008 Perşembe
Bizden haberler
Bebeklerim günlerini tamamladılar 10 ocakta, artık sıfır bebekler... Daha doğrusu bugüne göre bir haftalık bebekler... :)
İkisi üç buçuk kilo civarında biri üç kilo 100 gram kadardı en son. Geçen cumartesi aşıları ve kontrolleri vardı. Evdeler, tekrar hasta olmasınlar diye uğraşıyoruz. Her hapşırmaları bizi korkutuyor açıkcası.
Oğlumun kranial ultrasonunda beyninde kistik alanlar çıktı. Ama nörolojik muayenede bi sorun yoktu. Bakalım üç ay sonraki nörolojik kontrolde daha iyi belli olacak bebeklerimde bir sorun olup olmadığı...
İki tane yardımcı ayarladım, gazeteye ilan vererek buldum. Baştan ilan verseymişim hiç sıkıntı çekmeyecekmişim. Biri gündüzlü hem bebeklere hem de yemek ve ev işlerine yardım ediyor. Diğeri Özbek bir kız yatılı, bebeklere bakım için sadece. İkisi de başlayalı bir hafta oldu, bakalım gündüzlü hanımdan memnunum da kız zamanla belli olacak... Annem yanımdaydı ama yardımcı ayarlayınca babam artık geri istiyor, bu haftasonu gelip alacaklar.
Düştüm, omzumu incittim. Hala kolumu rahat haraket ettiremiyorum. Röntgende bir şey çıkmadı ama ciddi zedelendi. Doktor geçmezse MR isteyecekti. MR çektirmeye gitmek de çok zor geliyor şimdi.
Evdeki bilgisayarım bozuldu, tamire gitmesi lazım, şu anda bir fırsat eşiminkinden girdim yoksa bu ara nete giremiyorum.
Bebişlerim çok gazlı, akşamları kolik ağlamaları, üç kişi yetemiyoruz bebeklere... Varsa çözümü söyleyin arkadaşlar. Mamalarına Zinco damlatıyoruz, Nurse Harveys gibi bir ilaç bitki yağlarından oluşan... Gazlarını çıkarıyorlar ama gazları çıkana kadar bizim de canımızı çıkarıyorlar... :)
Herşeye rağmen çok tatlılar MaşaAllah... Sevip bu hallerinin keyfini de çıkarmayı ihmal etmiyoruz. :) Darısı tüm isteyenlerin başına...
Ablamıza gelince durumlar vahim elimizden geldiğince çok ilgileniyoruz ama çok hırçınlaştı, herşeyi bağırarak istiyor. Son günlerde de çişini altına yapıyor arada. Kızmıyorum gayet sakin yaklaşıyorum. Sonunda bir pedagoga gitmek zorunda kalacağız galiba... Kardeşlerini seviyor, onlara karşı bir şeyi yok ama onun için çok zor bir durum sonuçta. Akşamları babası onunla çok güzel ilgileniyor, biz diğerleri için seferberlikteyken...
İşte durumlar böyle, bunları yazana kadar bile ıkırdanıyorlardı artık olay koptu ağlamaya başlıyorlar... :)
İkisi üç buçuk kilo civarında biri üç kilo 100 gram kadardı en son. Geçen cumartesi aşıları ve kontrolleri vardı. Evdeler, tekrar hasta olmasınlar diye uğraşıyoruz. Her hapşırmaları bizi korkutuyor açıkcası.
Oğlumun kranial ultrasonunda beyninde kistik alanlar çıktı. Ama nörolojik muayenede bi sorun yoktu. Bakalım üç ay sonraki nörolojik kontrolde daha iyi belli olacak bebeklerimde bir sorun olup olmadığı...
İki tane yardımcı ayarladım, gazeteye ilan vererek buldum. Baştan ilan verseymişim hiç sıkıntı çekmeyecekmişim. Biri gündüzlü hem bebeklere hem de yemek ve ev işlerine yardım ediyor. Diğeri Özbek bir kız yatılı, bebeklere bakım için sadece. İkisi de başlayalı bir hafta oldu, bakalım gündüzlü hanımdan memnunum da kız zamanla belli olacak... Annem yanımdaydı ama yardımcı ayarlayınca babam artık geri istiyor, bu haftasonu gelip alacaklar.
Düştüm, omzumu incittim. Hala kolumu rahat haraket ettiremiyorum. Röntgende bir şey çıkmadı ama ciddi zedelendi. Doktor geçmezse MR isteyecekti. MR çektirmeye gitmek de çok zor geliyor şimdi.
Evdeki bilgisayarım bozuldu, tamire gitmesi lazım, şu anda bir fırsat eşiminkinden girdim yoksa bu ara nete giremiyorum.
Bebişlerim çok gazlı, akşamları kolik ağlamaları, üç kişi yetemiyoruz bebeklere... Varsa çözümü söyleyin arkadaşlar. Mamalarına Zinco damlatıyoruz, Nurse Harveys gibi bir ilaç bitki yağlarından oluşan... Gazlarını çıkarıyorlar ama gazları çıkana kadar bizim de canımızı çıkarıyorlar... :)
Herşeye rağmen çok tatlılar MaşaAllah... Sevip bu hallerinin keyfini de çıkarmayı ihmal etmiyoruz. :) Darısı tüm isteyenlerin başına...
Ablamıza gelince durumlar vahim elimizden geldiğince çok ilgileniyoruz ama çok hırçınlaştı, herşeyi bağırarak istiyor. Son günlerde de çişini altına yapıyor arada. Kızmıyorum gayet sakin yaklaşıyorum. Sonunda bir pedagoga gitmek zorunda kalacağız galiba... Kardeşlerini seviyor, onlara karşı bir şeyi yok ama onun için çok zor bir durum sonuçta. Akşamları babası onunla çok güzel ilgileniyor, biz diğerleri için seferberlikteyken...
İşte durumlar böyle, bunları yazana kadar bile ıkırdanıyorlardı artık olay koptu ağlamaya başlıyorlar... :)
2 Ocak 2008 Çarşamba
Kabus gecesi
Bayramın birici günü akşam saat 10, kara kuzumu beslemiş, gazını çıkarmış yerine yatırmışım. Oğlumun altını değiştiriyorum, bir ses geldi kara kuzumdan dönüp baktım, yanına gittim. Ağzından burnundan süt gelmiş. Morarmış, hemen sırtına vurdum, kucakladım. Mosmor, hiç tepki yok, canlılık belirtisi yok, Allahım B.... öldü dedim içimden. Mosmor ölmüş bebek tutuyordum elimde.
Hemen hemşire ziline bastım, sonra kapıya doğru gittim. Tam ben kapıya giderken hemşire geldi, baktı, koştu yardım çağırmaya... Diğer hemşire de geldi. Benim yavrumda tepki yok, nefes almıyor. Sonra yoğun bakımdan bebek hemşiresi koştu geldi. Hemen müdahele etti, bir şeyler istedi. Herkeste bir koşturmaca. Ben o anda onlara bırakmışım bebeğimi seyrediyorum. Ama bir yaandan da ben de bir şeyler yapabilir miyim diye bakınıyorum. Ciğerleri aspire olmuş, süt nefes borusuna ve ciğerlerine gitmiş, hemen ağzından bir şey soktu, sütü biraz boşalttırdı, nefes almaya başladı, sonr bir cihazla ciğerlerine giden sütü boşalttılar. Tabi ben herşeyi net hatırlayamıyorum. Bir yandan da kardeşi ciyak ciyak ağlıyor, onu aldım kucağıma. Hemen ciğerlerinin filmi çekildi, nöbetçi doktor geldi ama o gelene kadar hayata geri döndü bebeğim. Allah bize bağışladı.
Bu arada doktoru aradım, sonra bebek kendine gelince eşimi aradım çağırdım. O evde abla ile ilgileniyordu çünkü.
Yoğun bakımda yer ayarlayana kadar odada yine sepetine koydular. Başına oksijen çadırı koyup, ayağına nabzını ve oksijen saturasyonunu ölçen cihaz bağladılar. Bunlar olana kadar eşim gelmişti. Yalnız, nabzı ve saturasyonu düşüyordu, apnesi vardı. Hemşireler ve eşim sürekli sırtına vuruyorlardı. Yoğun bakımda yer ayarlanınca hemen alıp götürdüler.
O kadar korktum o kadar korktum ki, bunu cümlelerle anlatamam. O gidince iptal olan sinilerim boşaldı. Eşime sarılıp uzun müddet ağladım. Sonraki bir iki gün de gözümün önüne o an geldikçe ağlayıp durdum.
Pazartesi sabahına kadar yoğun bakımda kaldı, ama çok şükür ki çabuk toparladı. Sonra odama verdiler. Besleniyordu da rahat. Ben de kendime geldim onu iyi görünce.
Kalbi de durdu sanmıştım, ama doktor kalbinin durmadığını söyledi. Solunumu durmuş ama o da tam durmamış dedi doktor, yoksa solunum cihazına bağlanırdı, bağlamadık dedi. Eğer biraz daha bir iki dakika daha geç fark etseydim ölmüştü bebeğim. O, o gece gitti geldi. Benim de ömrümden ömür gitti.
24 aralıkta evdeki kızda geldi hastaneye aynı bronşit belirtileriyle, onu başka odaya aldık annemle beraber. Ertesi gün oğlum taburcu oldu, kınalı kızım yani minik kuşum benim odama geçti. İki kızla kaldım. 31'inde kara kuzum taburcu oldu, ben de onunla çıktım. Kalan bebeğimin yanına annemi koydum. Şimdi ben evde ikizlere bakıyorum annem de hastanede üçüncüye. Bu cuma o da çıkacak inşallah.
Bu çocukları bir daha hasta edeceğiz diye çok korkuyoruz. Hastanelerde bölük pörçük kalmak o kadar zor ki. Evdeki abla da krizlerde zaten...
Evdeki yardımcıyı işe başladığından beri öksürdüğü için gönderdim. Evde hasta insan istemiyorum. Şimdi yine yardımcı arıyorum sadece bebeklere bakacak.
Çok güzeller maşallah, ama çok zor gerçekten. Dün ikisi de ciyak ciyak gece yarılarına kadar ağladı, karı koca mahvolduk. Gazları var, kabız oluyorlar vs vs...
Yorgunum, ama ayaktayım. Geçecek bu günler inşallah. Daha bebeklerimin anne karnındaki 40 haftaları dolmadı. 10 ocakta dolacak. Ancak o zaman daha normal bebek büyüklüğüne gelecekler. Şimdi kilo almaya çalışıyorlar.
Not: Bebeklerimizin Akikalarını yani Şükür Kurbanlarını kestirmiştik. Herkes bilmiyor olabilir:
Akika, çocuk nimetine karşılık, Allahü teâlâya şükretmek için hayvan kesmektir. Akika hayvanı, kurbanlık hayvan gibi olmalıdır.
Akika, çocukları belalardan, hastalıklardan korur. Kıyamette, anaya, babaya, ayrı bir şefaat ederler. Erkek çocuk için iki, kız çocuk için bir akika hayvanı kesilir. Kesilen akikadan kendisi ve zengin fakir herkes yiyebilir, pişmiş veya çiğ olarak zengin fakir herkese verebilir.
Kaynak: http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1189 (netten aradım, kaynak site hakkında fazla bir bilgim yok)
Hemen hemşire ziline bastım, sonra kapıya doğru gittim. Tam ben kapıya giderken hemşire geldi, baktı, koştu yardım çağırmaya... Diğer hemşire de geldi. Benim yavrumda tepki yok, nefes almıyor. Sonra yoğun bakımdan bebek hemşiresi koştu geldi. Hemen müdahele etti, bir şeyler istedi. Herkeste bir koşturmaca. Ben o anda onlara bırakmışım bebeğimi seyrediyorum. Ama bir yaandan da ben de bir şeyler yapabilir miyim diye bakınıyorum. Ciğerleri aspire olmuş, süt nefes borusuna ve ciğerlerine gitmiş, hemen ağzından bir şey soktu, sütü biraz boşalttırdı, nefes almaya başladı, sonr bir cihazla ciğerlerine giden sütü boşalttılar. Tabi ben herşeyi net hatırlayamıyorum. Bir yandan da kardeşi ciyak ciyak ağlıyor, onu aldım kucağıma. Hemen ciğerlerinin filmi çekildi, nöbetçi doktor geldi ama o gelene kadar hayata geri döndü bebeğim. Allah bize bağışladı.
Bu arada doktoru aradım, sonra bebek kendine gelince eşimi aradım çağırdım. O evde abla ile ilgileniyordu çünkü.
Yoğun bakımda yer ayarlayana kadar odada yine sepetine koydular. Başına oksijen çadırı koyup, ayağına nabzını ve oksijen saturasyonunu ölçen cihaz bağladılar. Bunlar olana kadar eşim gelmişti. Yalnız, nabzı ve saturasyonu düşüyordu, apnesi vardı. Hemşireler ve eşim sürekli sırtına vuruyorlardı. Yoğun bakımda yer ayarlanınca hemen alıp götürdüler.
O kadar korktum o kadar korktum ki, bunu cümlelerle anlatamam. O gidince iptal olan sinilerim boşaldı. Eşime sarılıp uzun müddet ağladım. Sonraki bir iki gün de gözümün önüne o an geldikçe ağlayıp durdum.
Pazartesi sabahına kadar yoğun bakımda kaldı, ama çok şükür ki çabuk toparladı. Sonra odama verdiler. Besleniyordu da rahat. Ben de kendime geldim onu iyi görünce.
Kalbi de durdu sanmıştım, ama doktor kalbinin durmadığını söyledi. Solunumu durmuş ama o da tam durmamış dedi doktor, yoksa solunum cihazına bağlanırdı, bağlamadık dedi. Eğer biraz daha bir iki dakika daha geç fark etseydim ölmüştü bebeğim. O, o gece gitti geldi. Benim de ömrümden ömür gitti.
24 aralıkta evdeki kızda geldi hastaneye aynı bronşit belirtileriyle, onu başka odaya aldık annemle beraber. Ertesi gün oğlum taburcu oldu, kınalı kızım yani minik kuşum benim odama geçti. İki kızla kaldım. 31'inde kara kuzum taburcu oldu, ben de onunla çıktım. Kalan bebeğimin yanına annemi koydum. Şimdi ben evde ikizlere bakıyorum annem de hastanede üçüncüye. Bu cuma o da çıkacak inşallah.
Bu çocukları bir daha hasta edeceğiz diye çok korkuyoruz. Hastanelerde bölük pörçük kalmak o kadar zor ki. Evdeki abla da krizlerde zaten...
Evdeki yardımcıyı işe başladığından beri öksürdüğü için gönderdim. Evde hasta insan istemiyorum. Şimdi yine yardımcı arıyorum sadece bebeklere bakacak.
Çok güzeller maşallah, ama çok zor gerçekten. Dün ikisi de ciyak ciyak gece yarılarına kadar ağladı, karı koca mahvolduk. Gazları var, kabız oluyorlar vs vs...
Yorgunum, ama ayaktayım. Geçecek bu günler inşallah. Daha bebeklerimin anne karnındaki 40 haftaları dolmadı. 10 ocakta dolacak. Ancak o zaman daha normal bebek büyüklüğüne gelecekler. Şimdi kilo almaya çalışıyorlar.
Not: Bebeklerimizin Akikalarını yani Şükür Kurbanlarını kestirmiştik. Herkes bilmiyor olabilir:
Akika, çocuk nimetine karşılık, Allahü teâlâya şükretmek için hayvan kesmektir. Akika hayvanı, kurbanlık hayvan gibi olmalıdır.
Akika, çocukları belalardan, hastalıklardan korur. Kıyamette, anaya, babaya, ayrı bir şefaat ederler. Erkek çocuk için iki, kız çocuk için bir akika hayvanı kesilir. Kesilen akikadan kendisi ve zengin fakir herkes yiyebilir, pişmiş veya çiğ olarak zengin fakir herkese verebilir.
Kaynak: http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1189 (netten aradım, kaynak site hakkında fazla bir bilgim yok)
20 Aralık 2007 Perşembe
Hastane, bayram......
Cumartesinden beri hastanedeyiz, oğlum bronşit olmuş. Yani korkulan oldu, çocukları hasta ettik. Mikroplardan koruyamadık. Dün de kara kızım geldi. O da başlıyor ama oğlum kadar ağır durumda değil. Evde kaldı bir tane inşallah ona da bulaşmaz. Onda da çıkmaz..
Neyse efendim bizim bayram hastanede, sizin ki mübarek olsun...
Neyse efendim bizim bayram hastanede, sizin ki mübarek olsun...
9 Aralık 2007 Pazar
Minik kuşum evde
6 aralık perşembe akşamı tam 3 haftalıkken ve tam doğum kilosunu 1860 gramı yakalamışken minik kuşum evine geldi. Artık 6 kişilik ailemiz tamamlandı. :)
5 Aralık 2007 Çarşamba
Bebeklerim ve bizdeki durumlar :)
Bebeklerimin ikisini pazar gunu hastaneden çıkardık. Geçen perşembe hastaneye bakımları için eğitim almak üzere yattım. Oğlum ile kara kızımı yanıma verdiler. Hemşirelerin yardımı ile pazar gününe kadar beslemeyi öğrendim. Onlar da vücut sıcaklıklarını korumayı küvez dışında yaşamayı öğrendiler.
Minik kuşumun dün tekrar ultrasonu yapıldı ve beyindeki kan tamamen emilmiş, bir şey kalmamış. Ayın ortasında hepsinin tekrar ultrsonu var, gelişim nörolojisi muayeneleri, ROP (göz) muayeneleri ve işitme testleri var. Allah yardımcımız olsun :))
Bebekleri simdilik emziremiyorum, yani emzirirsem beslenme saatleri cok cok uzuyor ve ne kadar beslendikleri anlasilamiyor. İki dakka emip uyuyorlar. Biberonla anne sutu veriyorum, zaten onu da cok zor yapiyorum. 3 saatte bir besleniyorlar. 2,5 kilo falan olurlarsa ara beslenmede emzirmeyi deneyecegim. Birini al altini ac, besle gazini cikar yatir sonra digerini yap bir saat oluyor hatta bazen geciyor. Eşim elinden geldigince yardim etmeye calisiyor ama besleyemiyor, çok zor besleniyorlar. Oğlum içtiginin yarisini ağzından akıtıyor. Nasıl kilo almış anlamadım zaten... Sadece ben bakabiliyorum onlara ve uyumak icin 1 saat, tas catlasa 2 saat vaktim kaliyor bazen senfoni orkestrasini calistirmazlarsa, gazli bebekler cunku... Kaziyacakalr yerden bir gun beni :) Ama cok tatlilar yaaa... Kara kuzum aynı Ablasının bebekligi, ayaklari bile aynı. Oğlum değişik bir tip, erkek olduğu simasından belli, Minik kuşum da sarışın heh he belki bana benzer ;)
Evdeki yardimci takır takır öksürüyor geldiği günden beri, bebeklerin yanına sokmuyorum. Annemin gözündeki mikrobun yayılma zamanı bitince gelecek inşallah... Kısmete bak, kadın daha torunlarını göremedi.. Abla'dan da hastalık kapacaklar diye çok korkuyorum ama bebeklerden de cok uzak tutamıyorum. Odaya giriyor mecburen. Sevmek istiyor, kucağıma koy falan diyor. Eliyle kafalarını okşuyor. Kreşe devam ediyor. Her sabah ben götürüyorum artık, ağlayarak zorla gidiyor zaten benden başkası da başa çıkamıyor. Kreşten alıp almama konusunda karar veremedim. Alsam bir dert, almasam baska bir dert... Çok da güzel şeyler öğreniyor, ama eve de hastalık taşıyor.
Oturma odasını bebeklere yaptık, ben orada yatıp onlara bakıyorum. Eşim akşamları orada onlara bakıyor o arada ben gidip odamda uyuyorum biraz. Gece 10 beslenmesinden sonra 1 beslenmesine kadar. Sonra ben geliyorum eşim gidiyor. Birini beslerken diğeri ağlarsa yardıma geliyor. Onların odasını sıcak ve temiz tutmaya çalışıyoruz. Simdilik bir park yatakta ikisi yatıyor. İkinci yatak da kurulu. İki kızı birinde oğlanı birinde yatırmayı düşünüyorum çünkü oğlum çok yaygaracı.
Artık internete falan girmeye vakit bulamıyorum, işte bir fırsat dinlenmekten feragat edip durumları yazayım dedim. :)
Günlüğümü okuyan ve bizim için güzel dileklerde bulunan tüm arkadaşlara çok teşekkür ederim. Bizleri hiç unutmayın, ben her fırsat bulduğumda inşallah haberlerimizi yazacağım.
--------
Erikciğim çok tebrik ederim, inşallah kontrolde keseleri de görürsünüz ve minik mucizeni veya mucizelerini sağlıkla kucağına alırsın, dualarım sizinle...
Minik kuşumun dün tekrar ultrasonu yapıldı ve beyindeki kan tamamen emilmiş, bir şey kalmamış. Ayın ortasında hepsinin tekrar ultrsonu var, gelişim nörolojisi muayeneleri, ROP (göz) muayeneleri ve işitme testleri var. Allah yardımcımız olsun :))
Bebekleri simdilik emziremiyorum, yani emzirirsem beslenme saatleri cok cok uzuyor ve ne kadar beslendikleri anlasilamiyor. İki dakka emip uyuyorlar. Biberonla anne sutu veriyorum, zaten onu da cok zor yapiyorum. 3 saatte bir besleniyorlar. 2,5 kilo falan olurlarsa ara beslenmede emzirmeyi deneyecegim. Birini al altini ac, besle gazini cikar yatir sonra digerini yap bir saat oluyor hatta bazen geciyor. Eşim elinden geldigince yardim etmeye calisiyor ama besleyemiyor, çok zor besleniyorlar. Oğlum içtiginin yarisini ağzından akıtıyor. Nasıl kilo almış anlamadım zaten... Sadece ben bakabiliyorum onlara ve uyumak icin 1 saat, tas catlasa 2 saat vaktim kaliyor bazen senfoni orkestrasini calistirmazlarsa, gazli bebekler cunku... Kaziyacakalr yerden bir gun beni :) Ama cok tatlilar yaaa... Kara kuzum aynı Ablasının bebekligi, ayaklari bile aynı. Oğlum değişik bir tip, erkek olduğu simasından belli, Minik kuşum da sarışın heh he belki bana benzer ;)
Evdeki yardimci takır takır öksürüyor geldiği günden beri, bebeklerin yanına sokmuyorum. Annemin gözündeki mikrobun yayılma zamanı bitince gelecek inşallah... Kısmete bak, kadın daha torunlarını göremedi.. Abla'dan da hastalık kapacaklar diye çok korkuyorum ama bebeklerden de cok uzak tutamıyorum. Odaya giriyor mecburen. Sevmek istiyor, kucağıma koy falan diyor. Eliyle kafalarını okşuyor. Kreşe devam ediyor. Her sabah ben götürüyorum artık, ağlayarak zorla gidiyor zaten benden başkası da başa çıkamıyor. Kreşten alıp almama konusunda karar veremedim. Alsam bir dert, almasam baska bir dert... Çok da güzel şeyler öğreniyor, ama eve de hastalık taşıyor.
Oturma odasını bebeklere yaptık, ben orada yatıp onlara bakıyorum. Eşim akşamları orada onlara bakıyor o arada ben gidip odamda uyuyorum biraz. Gece 10 beslenmesinden sonra 1 beslenmesine kadar. Sonra ben geliyorum eşim gidiyor. Birini beslerken diğeri ağlarsa yardıma geliyor. Onların odasını sıcak ve temiz tutmaya çalışıyoruz. Simdilik bir park yatakta ikisi yatıyor. İkinci yatak da kurulu. İki kızı birinde oğlanı birinde yatırmayı düşünüyorum çünkü oğlum çok yaygaracı.
Artık internete falan girmeye vakit bulamıyorum, işte bir fırsat dinlenmekten feragat edip durumları yazayım dedim. :)
Günlüğümü okuyan ve bizim için güzel dileklerde bulunan tüm arkadaşlara çok teşekkür ederim. Bizleri hiç unutmayın, ben her fırsat bulduğumda inşallah haberlerimizi yazacağım.
--------
Erikciğim çok tebrik ederim, inşallah kontrolde keseleri de görürsünüz ve minik mucizeni veya mucizelerini sağlıkla kucağına alırsın, dualarım sizinle...
27 Kasım 2007 Salı
Son durumlar
Önce güzel haberler vereyim, bugün oğlumu kucağıma aldım ve emzirdim. :) Hemşire kucağıma verdiğinde mutluluktan ağlamak nasıl birşeymiş yaşamış oldum. O kadar minik ki, bir de çok komik geliyor bana, hiç kızlara benzemiyor, farklı bir tip daha doğrusu tipitip. :) Emdi biraz beni, sonra bıraktı. 20 dakikadan fazla küvez dışında kaldığı için üşümesin diye aldılar. O kadar minik ki anlatamam.Yarın da kara kuzumu emzirmeye gideceğim inşallah. Sonra da bir gün belirleyecekler ve hastanede kalıp bebeklerimi emzireceğim, onların benim emzirmeme göre kilo alımlarına bakacaklar ve bana eğitim verecekler.
Bebeklerim kilo alıyor, 1770, 1750 ve 1650 idi son kiloları, maşallah onlara. Büyük ihtimalle ikisi çıkacak, minik kuşum sonradan gelecek.
Şimdi dün beni çok üzen ama bugün biraz rahatlatan habere geleyim. 20 kasımdaki ultrasonda minik kuşumda 5mm'lik bir beyin kanaması görmüşler ve grade 1 beyin kanaması olarak değerlendirmişler. Doktor, çok ufak olduğu için ve durumu da biraz takip etmek istediğinden, üzüleceksiniz diye size hemen söylemedim dedi. Bebeğin kliniği iyi, ben bir şey olacağını sanmıyorum dedi. Bugün ikinci ultrason vardı, önemliydi, kanamanın daha büyüyüp büyümediği veya küçülüp küçülmediği belli olacaktı. Çok şükür 3 mm'ye gerilemiş. Genel durumu iyi görünüyor, o da biberonla besleniyor, ama emişi diğerleri kadar iyi değilmiş.
Bana gelince lohusalık falan kalmadı, fıldır fıldır geziyorum. Dün ablamızı doktora götürdüm öksürüyor diye, sonra eve gelip sütleri alıp hastaneye götürdük, kardeşlerine baktık, oradan ablamızı ve kardeşlerini doğurtan Dr. amcamıza uğradık. Sonra evimize geldik. Bugün yine hastaneye gittim, oradan da hemen eve gitmedim açıkcası, biraz gezdim, yemek yedim, ablamız için alışveriş yaptım ve sonra eve döndüm. Uzun zamandır dışarı çıkamamanın ve bundan sonra da kolay kolay çıkamayacak olmanın acısını çıkartmaya çalıştım. ;)
Bebeklerim kilo alıyor, 1770, 1750 ve 1650 idi son kiloları, maşallah onlara. Büyük ihtimalle ikisi çıkacak, minik kuşum sonradan gelecek.
Şimdi dün beni çok üzen ama bugün biraz rahatlatan habere geleyim. 20 kasımdaki ultrasonda minik kuşumda 5mm'lik bir beyin kanaması görmüşler ve grade 1 beyin kanaması olarak değerlendirmişler. Doktor, çok ufak olduğu için ve durumu da biraz takip etmek istediğinden, üzüleceksiniz diye size hemen söylemedim dedi. Bebeğin kliniği iyi, ben bir şey olacağını sanmıyorum dedi. Bugün ikinci ultrason vardı, önemliydi, kanamanın daha büyüyüp büyümediği veya küçülüp küçülmediği belli olacaktı. Çok şükür 3 mm'ye gerilemiş. Genel durumu iyi görünüyor, o da biberonla besleniyor, ama emişi diğerleri kadar iyi değilmiş.
Bana gelince lohusalık falan kalmadı, fıldır fıldır geziyorum. Dün ablamızı doktora götürdüm öksürüyor diye, sonra eve gelip sütleri alıp hastaneye götürdük, kardeşlerine baktık, oradan ablamızı ve kardeşlerini doğurtan Dr. amcamıza uğradık. Sonra evimize geldik. Bugün yine hastaneye gittim, oradan da hemen eve gitmedim açıkcası, biraz gezdim, yemek yedim, ablamız için alışveriş yaptım ve sonra eve döndüm. Uzun zamandır dışarı çıkamamanın ve bundan sonra da kolay kolay çıkamayacak olmanın acısını çıkartmaya çalıştım. ;)
23 Kasım 2007 Cuma
Bebişler
Dün gece ilk kez bebeklerimizin üçünü de aynı anda doğru düzgün görebildik. Üçü de peşpeşe küvezlerde aynı bölümde yatıyorlardı. Kara kuzum yüzüstü yatıyordu ve gözleri açık öyle bakıyordu, haraketsiz. Oğlum da sırt üstü yatıyordu, onun da gözleri açıktı ama o haraket ediyordu, ağzını da açıp kapatıyordu. Minik kuşum da sırt üstü yatıp uyuyordu. Üçü de bize dönüktü ve benim fotoğraf makinam çalışmadı ya açılmadı pili mi bitti, kafayı mı yedi mi bilemiyorum ama zamanlaması çok kötü oldu. Çekemedim fotolarını.
İkisine 20 cc süt veriyorlarmış, diğerine 15 cc. Günde 8 kere besliyorlarmış. Minik kuşum her konuda geriden geliyor, emmede de o geride. Diğerlerinin emişi biraz daha iyiymiş. Maşallah bebişlerime, Allah nazarlardan korusun miniklerimi.
Bu yazıyı yarım bırakmıştım, sonra gittim uyudum dinlenmek için. Çok korkunç bir rüya ile uyandım. Anlatmayacağım ama hemen doktoru aradım. Durumları iyiymiş şu andaki kilolarını söyledi. Karakuzum 1700 gr, oğlum 1610 gram, minik kuşum 1600 grammış. Ne kadar kilo vermişler değil mi. Minik kuş 10 gr almış. Oğlum da 40 gram. Kara kuzumun ne kadar aldığını söylemedi. Doğum kilolarına ulaşmaları bekleniyor. Sarılıkları hafiflemiş. Bir müddet sonra anneyi çağırıp anneyi emmesini izleyecekler. Ondan önce kucağıma vermek için küvez ısısı falan düşürülüp sıcaklıklarını koruyup koruyamadıklarına falan bakılacakmış. Aşama aşama herşey. Tek tek göndeririz dedi doktor. Ondan önce anneye eğitim vereceklermiş. Önce bir bebeğin bakımına alışın dedi doktor.
Biz akşam bebişlerimizi görünce öyle korktuk ki. O kadar minikler ki. Dokunsan kırılacak gibiler. Doğum kilolarını yakalasalar bile çok minikler, nasıl bakacağız, öyle herkes yardımcı olamaz, ne yapacağız diye konuştuk bayağı. Eşim hastaneden çıkmasınlar biraz daha kilo almadan falan diyip duruyordu. Sonra bir kaç ay hemşire tutalım dedi. Bulursak tabi. Öyle alalade çocuk bakıcılarının yapacağı iş değil yani bu bebeklerin bakımı.
Bugün doktorla konuşuna biraz daha rahatladık. Toparlamadan göndermiyorlar en azından.
Bir de çok şirin bir çiçek gelmiş bana hastaneye, benim için blog aleminin ilk annesinden. Çok teşekkür ederim ona...
İkisine 20 cc süt veriyorlarmış, diğerine 15 cc. Günde 8 kere besliyorlarmış. Minik kuşum her konuda geriden geliyor, emmede de o geride. Diğerlerinin emişi biraz daha iyiymiş. Maşallah bebişlerime, Allah nazarlardan korusun miniklerimi.
Bu yazıyı yarım bırakmıştım, sonra gittim uyudum dinlenmek için. Çok korkunç bir rüya ile uyandım. Anlatmayacağım ama hemen doktoru aradım. Durumları iyiymiş şu andaki kilolarını söyledi. Karakuzum 1700 gr, oğlum 1610 gram, minik kuşum 1600 grammış. Ne kadar kilo vermişler değil mi. Minik kuş 10 gr almış. Oğlum da 40 gram. Kara kuzumun ne kadar aldığını söylemedi. Doğum kilolarına ulaşmaları bekleniyor. Sarılıkları hafiflemiş. Bir müddet sonra anneyi çağırıp anneyi emmesini izleyecekler. Ondan önce kucağıma vermek için küvez ısısı falan düşürülüp sıcaklıklarını koruyup koruyamadıklarına falan bakılacakmış. Aşama aşama herşey. Tek tek göndeririz dedi doktor. Ondan önce anneye eğitim vereceklermiş. Önce bir bebeğin bakımına alışın dedi doktor.
Biz akşam bebişlerimizi görünce öyle korktuk ki. O kadar minikler ki. Dokunsan kırılacak gibiler. Doğum kilolarını yakalasalar bile çok minikler, nasıl bakacağız, öyle herkes yardımcı olamaz, ne yapacağız diye konuştuk bayağı. Eşim hastaneden çıkmasınlar biraz daha kilo almadan falan diyip duruyordu. Sonra bir kaç ay hemşire tutalım dedi. Bulursak tabi. Öyle alalade çocuk bakıcılarının yapacağı iş değil yani bu bebeklerin bakımı.
Bugün doktorla konuşuna biraz daha rahatladık. Toparlamadan göndermiyorlar en azından.
Bir de çok şirin bir çiçek gelmiş bana hastaneye, benim için blog aleminin ilk annesinden. Çok teşekkür ederim ona...
22 Kasım 2007 Perşembe
Güzel Haberler
Çok çok güzel haberlerim var, Allah'a şükür. Üç bebeğim de biberonla beslenmeye geçti. Minik kuşum dün, diğer ikisi bir önceki gün geçtiler. (Maşallah, maşallah) Gün geçtikçe verilen miktar arttırılıyor. Artık kilo almalarını ve bir hafta sonra doğum kilolarına ulaşmalarını umuyoruz. Çünkü onlar şu anda oldukça kilo kaybetmiş durumdalar. Bu gün bir haftalıklar :).
Bir kaç gün sonra emzirmeyi denemek için beni çağırabilirler. Onları kucağıma alacağım demektir. :)
Bebişlerin ablası, o benim inci tanem, bir tanem. Tam gün yuvaya devam ediyor. Kardeşleri evde olmadığı için olayı tam kavrayamamış olabilir. Kardeşlerimi bir kutuya koymuşlar diyor. :) Annesinin karnının indiği için mutlu, dört gözle dikiş acısının da geçmesini bekliyor. Ben ona herşeyi anlatmıştım, kendisinin doğduğu yerden kardeşlerini de çıkarttıklarını anlattım. Tüm bu olanların o doğarken de olduğunu yani sadece kardeşleri yüzünden böyle olmadığını biliyor. Kardeşlerime şöyle yapcam, böyle yapcam diyor ama açıkcası yandık çünkü sürekli nezle oluyor. Kardeşlerini ondan nasıl koruyacağız bilmiyorum. Güzel güzel anlatıp, sevmek istediğinde güzelce ellerini yıkatıp, belki nefesini de koruyarak bir temizlik prosedürüne alıştırabilirim. Sabahları ben okula gitmiycem diye diye gidiyor, bebişler gelince iş tam çığırından çıkacak, hadi hayırlısı bakalım.
Not: Alttaki yazının yorumlarında bebeklerin isimleri var. İki gün içinde kaldırırım o yorumları haberiniz olsun. Çok merak eden olursa bana mail atabilir. Yazarım :) Ben onlardan bahsederken karakuzum, minik kuşum ve oğlum diyeceğim.
Bir kaç gün sonra emzirmeyi denemek için beni çağırabilirler. Onları kucağıma alacağım demektir. :)
Bebişlerin ablası, o benim inci tanem, bir tanem. Tam gün yuvaya devam ediyor. Kardeşleri evde olmadığı için olayı tam kavrayamamış olabilir. Kardeşlerimi bir kutuya koymuşlar diyor. :) Annesinin karnının indiği için mutlu, dört gözle dikiş acısının da geçmesini bekliyor. Ben ona herşeyi anlatmıştım, kendisinin doğduğu yerden kardeşlerini de çıkarttıklarını anlattım. Tüm bu olanların o doğarken de olduğunu yani sadece kardeşleri yüzünden böyle olmadığını biliyor. Kardeşlerime şöyle yapcam, böyle yapcam diyor ama açıkcası yandık çünkü sürekli nezle oluyor. Kardeşlerini ondan nasıl koruyacağız bilmiyorum. Güzel güzel anlatıp, sevmek istediğinde güzelce ellerini yıkatıp, belki nefesini de koruyarak bir temizlik prosedürüne alıştırabilirim. Sabahları ben okula gitmiycem diye diye gidiyor, bebişler gelince iş tam çığırından çıkacak, hadi hayırlısı bakalım.
Not: Alttaki yazının yorumlarında bebeklerin isimleri var. İki gün içinde kaldırırım o yorumları haberiniz olsun. Çok merak eden olursa bana mail atabilir. Yazarım :) Ben onlardan bahsederken karakuzum, minik kuşum ve oğlum diyeceğim.
21 Kasım 2007 Çarşamba
Dün akşam
Dün akşam daha doğrusu gece bebeklerimi görmeye gittim tekrar. Camdan gösterdiler. Bebek1 (erkek) ve bebek3(karakuzu) gözleri bağlıydı yine sarılık için foto terapi alıyorlar. Bebek 2 yi minik kuşumu solunum cihazından çıkarmışlardı, onu gördük en net. Babası onun yüzünü hiç görememişti sonunda döndürdüler de gördü. Bakmaya doyamıyor insan ama biraz gösterip perdeyi kapatıyorlar. Bu sefer onlar kapatmadan ben kapattırdım. Malesef tepemize iki kişi toplandı, onların yüzünden karı koca bir rahat bakamadık, ben de rahatsız oldum kapattırdım. Çok düzgün çıkmasa da fotosunu çektim.
Çok şükür ciddi bir problem yok. Minik kuşumun kendi başına solunumu devam ettirip ettiremeyeceği daha belli değil bakalım birazdan doktoru arayıp yeni durumunu soracağım.
Ben iyiyim, moralim gayet iyi. Onları sağ salim doğurunca çok rahatladım. Şu anda iyi bakılıyorlar, süt götürüyor eşim sabah akşam. Sütüm az, büyük ihtimalle üçü de oral beslenmeye geçince ve ihtiyaçları artınca yetmeyecek. Bol sıvı almaya gayret ediyorum.
Bir sabah oturup doğum hikayesini yazacağım. Detayları unutmadan.
Çok şükür ciddi bir problem yok. Minik kuşumun kendi başına solunumu devam ettirip ettiremeyeceği daha belli değil bakalım birazdan doktoru arayıp yeni durumunu soracağım.
Ben iyiyim, moralim gayet iyi. Onları sağ salim doğurunca çok rahatladım. Şu anda iyi bakılıyorlar, süt götürüyor eşim sabah akşam. Sütüm az, büyük ihtimalle üçü de oral beslenmeye geçince ve ihtiyaçları artınca yetmeyecek. Bol sıvı almaya gayret ediyorum.
Bir sabah oturup doğum hikayesini yazacağım. Detayları unutmadan.
18 Kasım 2007 Pazar
Bugün 4 günlükler
Bugün hastaneye süt götürmeye gittik, biraz da orada sağdım. Yeni yeni sütüm gelecek inşallah, evdeki mini elektrikli pompa çok işe yaramadı, göğüslerim acıyor ve boşalmıyor. Orada büyük pompa ile sağdım. Ev için de aynısından kiraladık geldi şimdi bebişlere süt sağacağım. Gelirse biraz.
En önemlisine geleyim bebek2 minik kızım yine ventilatöre bağlıydı. Dün öğleden sonra bağlamışlar. Kendi başına nefes almakta güçlük çekmiş çok yormak istememişler ve 2. ayarda solunum cihazına bağlamışlar. Elleri ile de rahat durmuyormuş, canını yakıyormuş, ellerini de bebek bezinin kenarına sokturup bezi öyle bağlamış hemşire, çok nahoş görünüyordu. Tekrar onu solunum cihazında görmek moralimi bozmuşken bir de diğer kızımı gözleri bağlı ışık altında görünce daha da bozuldu. Sarılık olmuş. Onun için ışık veriyorlardı, gözlerine zarar vermesin diye de gözlerini kapatmışlar. Oğlum öylesine yatıp uyuyordu. Üçünün de durumu böyle. Allah'ım bebeklerime şifa ver, sağlık ver, bir an önce kendilerini toplasınlar.
Güzel tebrik yorumlarınız için çok teşekkür ederim. Bebişlerimin dualarınıza ihtiyacı var, bizleri unutmayın. Fotograf olarak da elimde sadece ikisinin küvez içinde çekilmiş fotosu var. Minik kızımın yüzünü daha babası bile göremedi. Ne zaman camdan gösterseler kafası hep öbür tarafa yatıktı. İsimleri de merak ediyorsunuzdur. Bir sonraki yazımda ipucu veririm. ;) Ben ikinci sezeran sonrası kendimi daha toparlayamadım. Yürürken çok canım yanıyor, çok gaz olup karnımı geriyor vs vs... Şimdilik bu kadar yazabileceğim. Hoşcakalın...
En önemlisine geleyim bebek2 minik kızım yine ventilatöre bağlıydı. Dün öğleden sonra bağlamışlar. Kendi başına nefes almakta güçlük çekmiş çok yormak istememişler ve 2. ayarda solunum cihazına bağlamışlar. Elleri ile de rahat durmuyormuş, canını yakıyormuş, ellerini de bebek bezinin kenarına sokturup bezi öyle bağlamış hemşire, çok nahoş görünüyordu. Tekrar onu solunum cihazında görmek moralimi bozmuşken bir de diğer kızımı gözleri bağlı ışık altında görünce daha da bozuldu. Sarılık olmuş. Onun için ışık veriyorlardı, gözlerine zarar vermesin diye de gözlerini kapatmışlar. Oğlum öylesine yatıp uyuyordu. Üçünün de durumu böyle. Allah'ım bebeklerime şifa ver, sağlık ver, bir an önce kendilerini toplasınlar.
Güzel tebrik yorumlarınız için çok teşekkür ederim. Bebişlerimin dualarınıza ihtiyacı var, bizleri unutmayın. Fotograf olarak da elimde sadece ikisinin küvez içinde çekilmiş fotosu var. Minik kızımın yüzünü daha babası bile göremedi. Ne zaman camdan gösterseler kafası hep öbür tarafa yatıktı. İsimleri de merak ediyorsunuzdur. Bir sonraki yazımda ipucu veririm. ;) Ben ikinci sezeran sonrası kendimi daha toparlayamadım. Yürürken çok canım yanıyor, çok gaz olup karnımı geriyor vs vs... Şimdilik bu kadar yazabileceğim. Hoşcakalın...
17 Kasım 2007 Cumartesi
Bebek şekerlerimizden buyrun... :)
Tebrik mesajı atan tüm arkadaşlara çok teşekkür ederim. Biliyorum merak ediyorsunuz. Bebişler 15 kasım sabahı tam 32 haftalık 10:20 ile 10:25 arasında dünyaya geldiler. Bebek1 erkek 1940 gram, bebek2 kız 1860 gram, bebek3 kız 1970 gram. En zayıf olan kızım solunum cihazına bağlanmış, bir müddet sonra oğlumun da nefes alışı düzensizleşince o da bağlanmış. En tombul bebeğim ise solunum cihazına hiç girmedi. Dün oğlumu solunum cihazından çıkardılar. Oksijen çadırındaydı sadece. Bugün stabil bebekler kısmına almışlar. Bugün de en zayıf kızımı solunum cihazından çıkarmışlar, oksijen çadırında (kafasının tepesinde cam fanus gibi bir şey)... O ikisinin ciğer gelişimi yetersiz olduğu için doğduklarında ilaç vermişler. Şu anda üçü de hastanede yoğun bakımda. Ne zaman çıkacakları gelişimlerine göre belli olacak. Dualarınızı bekliyoruz.
Ben, üç bebek doğurup hastaneden eli kolu boş bir şekilde bugün eve geldim. İyiyim ama onlara şu anda benden daha iyi bakıyorlar, bebeklerim eve gelene kadar kendimi toparlamalıyım. İki kez yanlarına girebildim, ilk akşam ve bugün çıkarken. En zayıf bebeğime dokunamadım ama diğer ikisine dokunup azıcık sevdim. Hislerimi şimdi anlatamam daha sonra uzun uzun yazarım. Maşallah yavrularıma, inşallah çabucak sağlıkla toparlarlar. Oğlum sarışın, minik kızım da açık kumral gibi, tombiş kızım ise simsiyah saçlı aynı ablası. Tombiş diye yazıyorum gülmeyin işte en tombişi o. :)
Sevgiler.
Ben, üç bebek doğurup hastaneden eli kolu boş bir şekilde bugün eve geldim. İyiyim ama onlara şu anda benden daha iyi bakıyorlar, bebeklerim eve gelene kadar kendimi toparlamalıyım. İki kez yanlarına girebildim, ilk akşam ve bugün çıkarken. En zayıf bebeğime dokunamadım ama diğer ikisine dokunup azıcık sevdim. Hislerimi şimdi anlatamam daha sonra uzun uzun yazarım. Maşallah yavrularıma, inşallah çabucak sağlıkla toparlarlar. Oğlum sarışın, minik kızım da açık kumral gibi, tombiş kızım ise simsiyah saçlı aynı ablası. Tombiş diye yazıyorum gülmeyin işte en tombişi o. :)
Sevgiler.
9 Kasım 2007 Cuma
31 hafta kontrolü
Dün kontrolüm vardı, doktorun cumartesi işi olduğu için perşembeye randevu almıştım ve dolayısıyla da eşimsiz gittim. Kızkardeşimi götürdüm, eşim sıkı sıkı yalnız gitme diye tembih edince.
Herşey normal görünüyor, bebekler haftalarında, kol bacak boyu falan uzamış, büyüyorlar. Artık kilo ölçümleri pek doğru olmaz dedi doktor, çünkü içersi karmankarışık :). Ölçtü kilolarını ama geçen seferden pek de fazla çıkmadı. Ortalama 1770 civarı ölçtü. Aldılarsa 20-30 gr falan almışlardır herhalde. Ya yine ben hiç kilo almamışım. Eee ben kilo almayınca bu bebekler nasıl fazla kilo alsın ki. İki hafta önceki doktor kontrolünde 83.5 kilo gelmiştim, bu sefer 83.3 geldim. Hep aynı kıyafetle yani hamile pantalonu ve üzerine bir tişort veya bir kazakla (dün) tartılıyorum. Evdeki tartıdan da ben anlamıştım zaten yine kilo almadığımı. Üçüz hamileyim ve kilo almıyorum çok ilginç. Doktor bebeklerin büyükükleri haftalarında olduğundan kilo için bir şey demiyor.
Kızıma 66 kilo ile hamile kalmış ve 83 ile tamamlamıştım. Üçüzlere 72 kilo ile başlayıp halen 83 kiloyum. Taktım ben bu olaya, aman zayıf kalayım, şişmanlamayım gibi bir derdim yok. Yeterki bebekler kilo alsın. Artık doktor kontrolüm haftada bir. Haftaya cumartesi randevum, tabi o güne kadar acil bir şey olmazsa. Bu hafta yediklerime daha da dikkat edeceğim. Bol bol süt içeceğim bakalım yarayacak mı bebelere. Ne kadar kilolu doğarlarsa o kadar çabuk toparlarlar.
Az kaldı doğuma söyleyeyim, 34 dolunca almak istiyor doktor, herhangi bir riske girmeden, bebeklere anne karnında bir şey olmadan. Bu demektir ki 3 hafta var. Benim biraz daha bekleyelim inadım tutmazsa tabi...
Yardımcı arıyorum hala, üçüz duyunca Türkmen kadınlar bile kabul etmiyor :(
İşte son durumlar böyle...
Herşey normal görünüyor, bebekler haftalarında, kol bacak boyu falan uzamış, büyüyorlar. Artık kilo ölçümleri pek doğru olmaz dedi doktor, çünkü içersi karmankarışık :). Ölçtü kilolarını ama geçen seferden pek de fazla çıkmadı. Ortalama 1770 civarı ölçtü. Aldılarsa 20-30 gr falan almışlardır herhalde. Ya yine ben hiç kilo almamışım. Eee ben kilo almayınca bu bebekler nasıl fazla kilo alsın ki. İki hafta önceki doktor kontrolünde 83.5 kilo gelmiştim, bu sefer 83.3 geldim. Hep aynı kıyafetle yani hamile pantalonu ve üzerine bir tişort veya bir kazakla (dün) tartılıyorum. Evdeki tartıdan da ben anlamıştım zaten yine kilo almadığımı. Üçüz hamileyim ve kilo almıyorum çok ilginç. Doktor bebeklerin büyükükleri haftalarında olduğundan kilo için bir şey demiyor.
Kızıma 66 kilo ile hamile kalmış ve 83 ile tamamlamıştım. Üçüzlere 72 kilo ile başlayıp halen 83 kiloyum. Taktım ben bu olaya, aman zayıf kalayım, şişmanlamayım gibi bir derdim yok. Yeterki bebekler kilo alsın. Artık doktor kontrolüm haftada bir. Haftaya cumartesi randevum, tabi o güne kadar acil bir şey olmazsa. Bu hafta yediklerime daha da dikkat edeceğim. Bol bol süt içeceğim bakalım yarayacak mı bebelere. Ne kadar kilolu doğarlarsa o kadar çabuk toparlarlar.
Az kaldı doğuma söyleyeyim, 34 dolunca almak istiyor doktor, herhangi bir riske girmeden, bebeklere anne karnında bir şey olmadan. Bu demektir ki 3 hafta var. Benim biraz daha bekleyelim inadım tutmazsa tabi...
Yardımcı arıyorum hala, üçüz duyunca Türkmen kadınlar bile kabul etmiyor :(
İşte son durumlar böyle...
5 Kasım 2007 Pazartesi
Her telden
Yazacağım çok şey var ama bir türlü toparlayamadım. Haftalar sonra dün ilk kez doktor kontrolü dışında bir yere gittim. :) Doğuma sebep olacak bir şeyler de olmasın diye dua ederek. Eşime bıraktığım onun da bu zamana kadar salladığı işler vardı ya onlardan biri de bebişler için dolap almaktı. Benim karnımın son hali ve doktorun da yalnız kalmayın suyunuz gelebilir cümlesinden sonra bizimki elini çabuk tutması gerektiğini anlamış oldu. :)
Cumartesi günü çıktı, modoko, ikea ve tepehome gezmiş. Sonuçta en çok tepe home daki dolapları beğenmiş, bir de ikea'dan da olabilir diyordu. İki seçeneğimiz vardı yani ya Ikea'dan alıp içini düzenleyeceğiz, ya da Tepe'den içi hazır alacağız. Tepe'de aynı zamanda indirim de var. Ikea'dakinin dış kaplamasının kenarlarını beğenmemiş, atabilir gibiydi dedi, tepedekiler güzeldi. İstersen seni tepeye götüreyim bir bak dedi. Ben de pazar günü kendimi iyi hissediyordum, iyi hadi gidelim bakalım dedim. Fazla yorulmadan, gezmeden bakarım dedim. Kızımla teyzesini evde bıraktık ve gittik. Tepe'dekileri ben de beğendim. 3 kapılı bir dolap ve dar yüksek bir şifonyer aldık bebişlere. Yalnız iki renk beğenmiştik, ikisi de hazırda yokmuş, şans, bir ay sonra gelecek... 6 Aralık teslimat tarihi verdiler. O zamana ne olacağımız meçhul ama napalım, idare ederiz. :) Koku derdi yok en azından dolapların, kaplama.
Otura otura baktım herşeye ama yine de çok yoruldum. Karı koca başbaşa yemek de yedik, rahat rahat, kızım doğduğundan beri onsuz hiç hatırlamıyorum yediğimizi. Bir de prenses yüzünden genelde Sultan Ahmet Köftecisi'nden yiyorduk. Çünkü dışardan yiyebileceği, dökmeyeceği ve bizi üzmeyeceği tek şey köfte.
Hazır o kattayken Mothercare'e girdim. Bir şey alacağımdan değil, sırf ne var ne yok diye. Premature bebek kıyafetlerini oradan al diyorlardı hep. Baktım bir bir tane tiny baby pijama takımı, alt üst ve de şapkası 40 lira. Yuh dedim yani, indirim döneminde uygun olabilir ama normal zamanda kazık mı kazık bence. Para basmıyorsanız, aileden çok zengin değilseniz, çok çalışarak kazanıyorsanız ne işiniz var orada? Premature bebeği olacaklara tavsiyem gidin kardeşim eminönüne, alın İdil Bebenin premature bebek giysilerinden. Miss gibi hem kaliteli hem Türk malı.
Neyse işte dün de böyle geçti, bizim prenses de teyzesini çok üzmüş biz yokken. Beni anneme götür, annemi özledim, onun arabasıyla götür falan yapmış, pek adeti değildir aslında kaç kere teyzesiyle bırektık. Teyzesi biz geldiğimizde patlamak üzereydi, çok yıpranmış zavallı, sinirinden ağladı. Sen doğuma gidince ne yapacak bilmiyorum diyor. Aslında fırsat olsa da teyzesini biraz gönderebilsem, dinlense, prenses de kıymetini anlasa, ama imkan yok şimdi.
Hormonların beni pek etkilemediğini sanıyordum ama yanılıyorum. Kendime baktıkça görüyorum ki üçüzlerden dolayı hormonlarım beni çok etkiliyor. Kendimi normal sanıyorum ama hiç değilim. Herşeyi büyütüyorum.
Blog arkadaşlarından bazıları ikinci çocuk yapsam mı yapmasam mı diye yazmışlar. Kendimi iyi hissettiğimde yapın, hissetmediğimde yapmayın diye yorum yazıyorum :)) Dengesizim yani... ;)
Ama açıkcası bu hamileliğimde o kadar zorlandım ki, küçük bir çocukla ağır bir hamilelik gerçekten çok zor. Mutlaka insanın yanına biri gerek.
Cumartesi günü çıktı, modoko, ikea ve tepehome gezmiş. Sonuçta en çok tepe home daki dolapları beğenmiş, bir de ikea'dan da olabilir diyordu. İki seçeneğimiz vardı yani ya Ikea'dan alıp içini düzenleyeceğiz, ya da Tepe'den içi hazır alacağız. Tepe'de aynı zamanda indirim de var. Ikea'dakinin dış kaplamasının kenarlarını beğenmemiş, atabilir gibiydi dedi, tepedekiler güzeldi. İstersen seni tepeye götüreyim bir bak dedi. Ben de pazar günü kendimi iyi hissediyordum, iyi hadi gidelim bakalım dedim. Fazla yorulmadan, gezmeden bakarım dedim. Kızımla teyzesini evde bıraktık ve gittik. Tepe'dekileri ben de beğendim. 3 kapılı bir dolap ve dar yüksek bir şifonyer aldık bebişlere. Yalnız iki renk beğenmiştik, ikisi de hazırda yokmuş, şans, bir ay sonra gelecek... 6 Aralık teslimat tarihi verdiler. O zamana ne olacağımız meçhul ama napalım, idare ederiz. :) Koku derdi yok en azından dolapların, kaplama.
Otura otura baktım herşeye ama yine de çok yoruldum. Karı koca başbaşa yemek de yedik, rahat rahat, kızım doğduğundan beri onsuz hiç hatırlamıyorum yediğimizi. Bir de prenses yüzünden genelde Sultan Ahmet Köftecisi'nden yiyorduk. Çünkü dışardan yiyebileceği, dökmeyeceği ve bizi üzmeyeceği tek şey köfte.
Hazır o kattayken Mothercare'e girdim. Bir şey alacağımdan değil, sırf ne var ne yok diye. Premature bebek kıyafetlerini oradan al diyorlardı hep. Baktım bir bir tane tiny baby pijama takımı, alt üst ve de şapkası 40 lira. Yuh dedim yani, indirim döneminde uygun olabilir ama normal zamanda kazık mı kazık bence. Para basmıyorsanız, aileden çok zengin değilseniz, çok çalışarak kazanıyorsanız ne işiniz var orada? Premature bebeği olacaklara tavsiyem gidin kardeşim eminönüne, alın İdil Bebenin premature bebek giysilerinden. Miss gibi hem kaliteli hem Türk malı.
Neyse işte dün de böyle geçti, bizim prenses de teyzesini çok üzmüş biz yokken. Beni anneme götür, annemi özledim, onun arabasıyla götür falan yapmış, pek adeti değildir aslında kaç kere teyzesiyle bırektık. Teyzesi biz geldiğimizde patlamak üzereydi, çok yıpranmış zavallı, sinirinden ağladı. Sen doğuma gidince ne yapacak bilmiyorum diyor. Aslında fırsat olsa da teyzesini biraz gönderebilsem, dinlense, prenses de kıymetini anlasa, ama imkan yok şimdi.
Hormonların beni pek etkilemediğini sanıyordum ama yanılıyorum. Kendime baktıkça görüyorum ki üçüzlerden dolayı hormonlarım beni çok etkiliyor. Kendimi normal sanıyorum ama hiç değilim. Herşeyi büyütüyorum.
Blog arkadaşlarından bazıları ikinci çocuk yapsam mı yapmasam mı diye yazmışlar. Kendimi iyi hissettiğimde yapın, hissetmediğimde yapmayın diye yorum yazıyorum :)) Dengesizim yani... ;)
Ama açıkcası bu hamileliğimde o kadar zorlandım ki, küçük bir çocukla ağır bir hamilelik gerçekten çok zor. Mutlaka insanın yanına biri gerek.
29 Ekim 2007 Pazartesi
Bayram / Kontrol - 29 hafta 4 gün
Cumhuriyetimizin 84. yıldönümü kutlu olsun.
Şu anda televizyonda çok tatlı bir kız İstiklal marşını okuyor. Benim kızım da büyüyünce şiir okuyacakmış. :)
--------------
Cumartesi günü rutin doktor kontrolüm vardı. Bebekler 29 hafta 2 günlüklerdi. Herşey yolundaydı. Bebekler de ben de kilo almışım bu son iki haftadır. Bebeklerin kilo almasına çok sevindim, bu sefer doktor bile aman nazar değmesin diye sağa sola vuruyordu. Maşallah... ;)
29. haftada artık serviks uzunluğu ölçülmüyor. Sadece bebekler ölçülüyor. Erkek bebek diğerlerinden iri görünmesine rağmen pozisyonunu bir türlü düzeltmediği için iyi ölçülemedi bu sefer. Diğer tüm ölçümlerde olduğu gibi soldaki kız daha zayıf, sağdaki kız ve erkek bebek iri. Doktor yalnız kalmayın aniden suyunuz gelebilir dedi. Doğumu kasım ortasından sonra bekliyoruz inşallah. Doktor yine de tedbirini aldı ve Celeston iğne oldum. Bu bebekler artık sığmayacak diye korkuyor sanırım. Zaten toplam büyüklükleri kızımı doğurduğum kilodan çok fazla.
Hala tamamlayamadığım ihtiyaçlarım var. Tabi bunlar bana bağlı değil, malesef başkalarına bağlıyım. Benim gibi aceleci bir insan için ne kadar zor birşey anlatamam. :) Doğum yaklaşıyor ama herkes çok rahat.
Biraz sızlanırsam eğer belim iptal diyebilirim, sol bacağımın ağrısından geceleri uyuyamıyorum. Saatlerce uyuyamıyorum, kalkıyorum geziyorum biraz sonra tekrar yatıyorum. Doğuma kadar çekeceğim biliyorum. Doğumdan sonra bebişler karnımdan çıkıp da ağırlık yapacak birşey olmayınca aniden geçeceğini umuyorum.
İsim listesini oldukça kısalttık. Ama bebekler doğmadan söylemeyeceğim. Belki bebekleri görünce değişir. İlk değil ikinci alternatif konabilir.
Ben hamilelikten kısa zamanda terfi edeceğim ama yerime yenileri var, fazla gezemesem de blog arkadaşlarımı, yeni hamile olan ve hamile olmaya hazırlananları tebrik ederim. :)
21 Ekim 2007 Pazar
Son durumlar
Perşembe günü hayırlısıyla 28 haftamı doldurdum. Her geçen haftaya oh çok şükür diyorum.
Kalçama saplanan bıçaklar ve reflü dışında bir rahatsızlık hissetmiyorum. Yalnız haraket edemiyorum. Kalçama saplanan bıçaklar bana çok acı veriyor. Oturup kalkarken, haraket ederken, geceleri de artık rahat yatamıyorum bu yüzden. Genelde uzanıyorum. 6 hafta daha bu sancıları çekmem ve dayanmam gerekiyor.
Bilgisayarı da fazla açmıyorum. Biraz sabahtan maillere ve yorumlara bakıp kapatıyorum. Gelen yorumlara cevap yazmassam alınmayın. Okuyorum ve beni düşünen bize dua eden onca insan olduğu için mutlu oluyorum, herkese çok teşekkür ederim.
Yardımcı bulmuştum başlayacaktı, gelemeyeceğim diye aradı... Gene kalakaldım. İlan vereceğim artık. Tecrübeli anneler danışmanlık şirketleri için sokaktan topluyorlar resmen, bağlantı yoluyla bulmak lazım diyorlar. Annem (kv) de dert ediyor, sürekli arayıp soruyor, buldunuz mu başladı mı diye. Bebekler için bilgili hemşire bulun, ev işlerine başkasını falan diyor. Çok uzakta oldukları için bir yardımları olamayacak zaten oldukça yaşlılar, kendilerinin bakıma ihtiyacı var. Ben de oğlun daha idrak edemedi durumu, herşeye razı olmuyor, beni de süpermenin bayan versiyonu sanıyor herhalde bebekler doğunca anlayacak o zaman bakacağım diyorum ne diyeyim. :)
Bu bızdıkların üçü birden tepişip duruyor karnımda. Hala isimlere karar veremedik ama eşimin yaptığı bir liste var, genelde Türkçe isimler seçmiş. Ben ona ekleme yapacağım sonra son bir değerlendirme yapacağız. Belki bir anket ekleyebilirim siteye.
Aslında yazmak istediğim bir kaç konu vardı. Laptop bile olsa yatarak yazmak rahat olmuyor, belki iyi hissedersem oturur yazarım. Bebişlerin minicik minicik kıyafetlerinin fotosunu da çekmiştim :) Hepsi yıkandı, ütülendi. Ben ihtiyaçlarımı da aldırdım. Hastane çantamı da hazırlayıp koyacağım bir kenara...
Sağolsun Bebekli Yemek Şenliği'nden Hülya herşeyi heryeri tarif etmişti. Bebek şekeri için tüm malzemeleri aldırmıştım. Sepeti de annem kapladı, sadece süslemesi ve hazır keselerin üzerine bibloları yapıştırmak kaldı. Ben doğurmadan bitirirsek yayımlarım fotosunu. :)
Eşim de perşembeye kadar iş için yurtdışına gitti, o yokken iyice yatayım da acil bir durum olmasın ;)
Kalçama saplanan bıçaklar ve reflü dışında bir rahatsızlık hissetmiyorum. Yalnız haraket edemiyorum. Kalçama saplanan bıçaklar bana çok acı veriyor. Oturup kalkarken, haraket ederken, geceleri de artık rahat yatamıyorum bu yüzden. Genelde uzanıyorum. 6 hafta daha bu sancıları çekmem ve dayanmam gerekiyor.
Bilgisayarı da fazla açmıyorum. Biraz sabahtan maillere ve yorumlara bakıp kapatıyorum. Gelen yorumlara cevap yazmassam alınmayın. Okuyorum ve beni düşünen bize dua eden onca insan olduğu için mutlu oluyorum, herkese çok teşekkür ederim.
Yardımcı bulmuştum başlayacaktı, gelemeyeceğim diye aradı... Gene kalakaldım. İlan vereceğim artık. Tecrübeli anneler danışmanlık şirketleri için sokaktan topluyorlar resmen, bağlantı yoluyla bulmak lazım diyorlar. Annem (kv) de dert ediyor, sürekli arayıp soruyor, buldunuz mu başladı mı diye. Bebekler için bilgili hemşire bulun, ev işlerine başkasını falan diyor. Çok uzakta oldukları için bir yardımları olamayacak zaten oldukça yaşlılar, kendilerinin bakıma ihtiyacı var. Ben de oğlun daha idrak edemedi durumu, herşeye razı olmuyor, beni de süpermenin bayan versiyonu sanıyor herhalde bebekler doğunca anlayacak o zaman bakacağım diyorum ne diyeyim. :)
Bu bızdıkların üçü birden tepişip duruyor karnımda. Hala isimlere karar veremedik ama eşimin yaptığı bir liste var, genelde Türkçe isimler seçmiş. Ben ona ekleme yapacağım sonra son bir değerlendirme yapacağız. Belki bir anket ekleyebilirim siteye.
Aslında yazmak istediğim bir kaç konu vardı. Laptop bile olsa yatarak yazmak rahat olmuyor, belki iyi hissedersem oturur yazarım. Bebişlerin minicik minicik kıyafetlerinin fotosunu da çekmiştim :) Hepsi yıkandı, ütülendi. Ben ihtiyaçlarımı da aldırdım. Hastane çantamı da hazırlayıp koyacağım bir kenara...
Sağolsun Bebekli Yemek Şenliği'nden Hülya herşeyi heryeri tarif etmişti. Bebek şekeri için tüm malzemeleri aldırmıştım. Sepeti de annem kapladı, sadece süslemesi ve hazır keselerin üzerine bibloları yapıştırmak kaldı. Ben doğurmadan bitirirsek yayımlarım fotosunu. :)
Eşim de perşembeye kadar iş için yurtdışına gitti, o yokken iyice yatayım da acil bir durum olmasın ;)
11 Ekim 2007 Perşembe
27 hafta / İyi bayramlar
Bugün itibariyle 27 haftam doldu. Keşke bayram arefesine randevu almasaydık diye diye sıkışık trafikte doktorumuza gittik. Bebişlerimizi görüp iyi olduklarını öğrenip evimize döndük. Bugün klinik de oldukça kalabalıktı.
Doktorum da iyiki bugün görüştük önümüzdeki hafta bir kaç gün olmayacağım, tatil yapacağım ondan sonra yaza kadar bir daha hiç tatilim yok, doğum furyası var dedi. Yine de çok acil durumda ona ulaşabileceğiz. Diğer durumlarda da klinikteki diğer doktoru arayacağız. Herşey yolunda göründüğü için inşallah gerek kalmaz. 3 hafta daha geçerse şayet, 30 haftayı görürsek bir kritik adım atlamış olacağız. Sonrasında ise umudumuz 34 haftayı görmek.
Ben 2 hafta öncesine göre sadece 100 gram almışım. 80.650 geldim. Ben kilo almayınca bebişler aldı mı diye merak ettim ama onlar almış biraz. Gelişimleri haftalarına göre normal.
Soldaki kız: 986 gr
Sağdaki kız: 1055 gr
Erkek: 1086 gr olarak ölçüldü.
Dönerken de kliniğe çok yakın olan Medipol Hastanesine uğradık. Yenidoğan yoğun bakım ünitesine camdan baktık, hemşire ve doktoruyla konuştuk. 30 adet küvezleri, 8 adet ventilatörleri (solunum cihazı) olduğunu söylediler. Şu anda 6'sı doluydu. Birinde 26 haftalık bir bebek vardı. Ne kadar küçük olduğunu sözlerle anlatamam. Parmaklar kürdan gibi. Eşim de ben de hayal edemiyorduk ama bugün hem 26 haftalık, hem de 34 haftalık bebekler gördük. Yani ne kadar küçük bebeklerimiz olacağını yakınen görmüş olduk. 34 haftalık doğsalar bile yine de mini minnacıklar. İçim gitti o bebeklere bakarken, çok duygulandım.
Bayramda evdeyiz, annemlere bile gitmeyeceğim. Zaten beklemiyorlar, geçen akşam geldiler, görüştük. Bayramda da el öptürmeye tekrar gelirlerse bilemem. İstanbul'da trafiğin korkunç olacağını tahmin ediyorum. Gerçi bayramın bayram gibi geçmesini çok isterdim. Güzel güzel giyineceksin, her zaman göremediğin sevdiklerini göreceksin, muhabbet, gönül alma... Ama ne yapalım bu sene de böyle. Bir kaç sene 4 çocuklu bir aile olarak yine evde otururup, sonra da alır çocuklarımızı bayram el öpmesine götürürüz, bizi kimse istemez herhalde :))) Oldukça masraflı oluruz :)))
Ben küçükken anneciğimin diktiği bayramlıkları giyip, kapı kapı tanıdıkları, komşuları gezer, bayram harçlığı toplardım. En çok amcam verirdi, dedem verirdi. ;) Akşama hasılata bakar, senin ne kadar diye kardeşlerimle kıyaslardık. Büyük olduğumdan en çok benim olurdu. Dönüşü olmayan çocukluk :)
Bizim orada hala sabah 7 de kapı çalmaya başlar, öğlene kadar çocuklar el öpmeye gelir. Babamlar da önceden hazırladıkları paraları çocuklara verirler. Bazen de şeker verirler. Ama genelde parayı önceden bozdurup para verirler. Fakir, üstü başı çok düzgün olmayana daha fazla verilir. Tanıdık çocuğuna ekstra mendil veya hediye verilir ama diğer çocukların yanında değil tabi. Çocuklar sadece şeker verince nasıl da üzülüyorlar. Para veren ev varsa hemen birbirlerine gösterirler, koştura koştura oraya giderler. :) Küçük yerde güzel olur bayramlar. Benim çocuklarım bunları yaşayamayacaklar malesef, burada bayramın ikinci günü bazen 2-3 çocuk geliyor. Ne kadar mutlu oluyorum onları görünce. İyi aklıma geldi, onlar için ve komşu çocukları için bir şeyler hazırlamalı... :)
Herkesin mübarek Ramazan Bayramı kutlu olsun. Sağlıklı mutlu nice yıllar, nice bayramlar görmek dileğiyle...
Doktorum da iyiki bugün görüştük önümüzdeki hafta bir kaç gün olmayacağım, tatil yapacağım ondan sonra yaza kadar bir daha hiç tatilim yok, doğum furyası var dedi. Yine de çok acil durumda ona ulaşabileceğiz. Diğer durumlarda da klinikteki diğer doktoru arayacağız. Herşey yolunda göründüğü için inşallah gerek kalmaz. 3 hafta daha geçerse şayet, 30 haftayı görürsek bir kritik adım atlamış olacağız. Sonrasında ise umudumuz 34 haftayı görmek.
Ben 2 hafta öncesine göre sadece 100 gram almışım. 80.650 geldim. Ben kilo almayınca bebişler aldı mı diye merak ettim ama onlar almış biraz. Gelişimleri haftalarına göre normal.
Soldaki kız: 986 gr
Sağdaki kız: 1055 gr
Erkek: 1086 gr olarak ölçüldü.
Dönerken de kliniğe çok yakın olan Medipol Hastanesine uğradık. Yenidoğan yoğun bakım ünitesine camdan baktık, hemşire ve doktoruyla konuştuk. 30 adet küvezleri, 8 adet ventilatörleri (solunum cihazı) olduğunu söylediler. Şu anda 6'sı doluydu. Birinde 26 haftalık bir bebek vardı. Ne kadar küçük olduğunu sözlerle anlatamam. Parmaklar kürdan gibi. Eşim de ben de hayal edemiyorduk ama bugün hem 26 haftalık, hem de 34 haftalık bebekler gördük. Yani ne kadar küçük bebeklerimiz olacağını yakınen görmüş olduk. 34 haftalık doğsalar bile yine de mini minnacıklar. İçim gitti o bebeklere bakarken, çok duygulandım.
Bayramda evdeyiz, annemlere bile gitmeyeceğim. Zaten beklemiyorlar, geçen akşam geldiler, görüştük. Bayramda da el öptürmeye tekrar gelirlerse bilemem. İstanbul'da trafiğin korkunç olacağını tahmin ediyorum. Gerçi bayramın bayram gibi geçmesini çok isterdim. Güzel güzel giyineceksin, her zaman göremediğin sevdiklerini göreceksin, muhabbet, gönül alma... Ama ne yapalım bu sene de böyle. Bir kaç sene 4 çocuklu bir aile olarak yine evde otururup, sonra da alır çocuklarımızı bayram el öpmesine götürürüz, bizi kimse istemez herhalde :))) Oldukça masraflı oluruz :)))
Ben küçükken anneciğimin diktiği bayramlıkları giyip, kapı kapı tanıdıkları, komşuları gezer, bayram harçlığı toplardım. En çok amcam verirdi, dedem verirdi. ;) Akşama hasılata bakar, senin ne kadar diye kardeşlerimle kıyaslardık. Büyük olduğumdan en çok benim olurdu. Dönüşü olmayan çocukluk :)
Bizim orada hala sabah 7 de kapı çalmaya başlar, öğlene kadar çocuklar el öpmeye gelir. Babamlar da önceden hazırladıkları paraları çocuklara verirler. Bazen de şeker verirler. Ama genelde parayı önceden bozdurup para verirler. Fakir, üstü başı çok düzgün olmayana daha fazla verilir. Tanıdık çocuğuna ekstra mendil veya hediye verilir ama diğer çocukların yanında değil tabi. Çocuklar sadece şeker verince nasıl da üzülüyorlar. Para veren ev varsa hemen birbirlerine gösterirler, koştura koştura oraya giderler. :) Küçük yerde güzel olur bayramlar. Benim çocuklarım bunları yaşayamayacaklar malesef, burada bayramın ikinci günü bazen 2-3 çocuk geliyor. Ne kadar mutlu oluyorum onları görünce. İyi aklıma geldi, onlar için ve komşu çocukları için bir şeyler hazırlamalı... :)
Herkesin mübarek Ramazan Bayramı kutlu olsun. Sağlıklı mutlu nice yıllar, nice bayramlar görmek dileğiyle...
7 Ekim 2007 Pazar
Kolay doğum için dualar
Yağmur Damlası arkadaşım, beni kırmayıp araştırmış ve kolay doğum için dualar başlığı altında çok güzel bir yazı yayımlamış. Kendisine buradan da çok teşekkür ediyorum. İsteyen hamile arkadaşlar bakıp faydalanabilir... Bir de çok şık lohusa bandı yapımı şeması var. :)
http://yagmur-damlasi.blogspot.com/2007/09/kolay-doum-iin-dualar.html
http://yagmur-damlasi.blogspot.com/2007/09/kolay-doum-iin-dualar.html
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


