Bayramın birici günü akşam saat 10, kara kuzumu beslemiş, gazını çıkarmış yerine yatırmışım. Oğlumun altını değiştiriyorum, bir ses geldi kara kuzumdan dönüp baktım, yanına gittim. Ağzından burnundan süt gelmiş. Morarmış, hemen sırtına vurdum, kucakladım. Mosmor, hiç tepki yok, canlılık belirtisi yok, Allahım B.... öldü dedim içimden. Mosmor ölmüş bebek tutuyordum elimde.
Hemen hemşire ziline bastım, sonra kapıya doğru gittim. Tam ben kapıya giderken hemşire geldi, baktı, koştu yardım çağırmaya... Diğer hemşire de geldi. Benim yavrumda tepki yok, nefes almıyor. Sonra yoğun bakımdan bebek hemşiresi koştu geldi. Hemen müdahele etti, bir şeyler istedi. Herkeste bir koşturmaca. Ben o anda onlara bırakmışım bebeğimi seyrediyorum. Ama bir yaandan da ben de bir şeyler yapabilir miyim diye bakınıyorum. Ciğerleri aspire olmuş, süt nefes borusuna ve ciğerlerine gitmiş, hemen ağzından bir şey soktu, sütü biraz boşalttırdı, nefes almaya başladı, sonr bir cihazla ciğerlerine giden sütü boşalttılar. Tabi ben herşeyi net hatırlayamıyorum. Bir yandan da kardeşi ciyak ciyak ağlıyor, onu aldım kucağıma. Hemen ciğerlerinin filmi çekildi, nöbetçi doktor geldi ama o gelene kadar hayata geri döndü bebeğim. Allah bize bağışladı.
Bu arada doktoru aradım, sonra bebek kendine gelince eşimi aradım çağırdım. O evde abla ile ilgileniyordu çünkü.
Yoğun bakımda yer ayarlayana kadar odada yine sepetine koydular. Başına oksijen çadırı koyup, ayağına nabzını ve oksijen saturasyonunu ölçen cihaz bağladılar. Bunlar olana kadar eşim gelmişti. Yalnız, nabzı ve saturasyonu düşüyordu, apnesi vardı. Hemşireler ve eşim sürekli sırtına vuruyorlardı. Yoğun bakımda yer ayarlanınca hemen alıp götürdüler.
O kadar korktum o kadar korktum ki, bunu cümlelerle anlatamam. O gidince iptal olan sinilerim boşaldı. Eşime sarılıp uzun müddet ağladım. Sonraki bir iki gün de gözümün önüne o an geldikçe ağlayıp durdum.
Pazartesi sabahına kadar yoğun bakımda kaldı, ama çok şükür ki çabuk toparladı. Sonra odama verdiler. Besleniyordu da rahat. Ben de kendime geldim onu iyi görünce.
Kalbi de durdu sanmıştım, ama doktor kalbinin durmadığını söyledi. Solunumu durmuş ama o da tam durmamış dedi doktor, yoksa solunum cihazına bağlanırdı, bağlamadık dedi. Eğer biraz daha bir iki dakika daha geç fark etseydim ölmüştü bebeğim. O, o gece gitti geldi. Benim de ömrümden ömür gitti.
24 aralıkta evdeki kızda geldi hastaneye aynı bronşit belirtileriyle, onu başka odaya aldık annemle beraber. Ertesi gün oğlum taburcu oldu, kınalı kızım yani minik kuşum benim odama geçti. İki kızla kaldım. 31'inde kara kuzum taburcu oldu, ben de onunla çıktım. Kalan bebeğimin yanına annemi koydum. Şimdi ben evde ikizlere bakıyorum annem de hastanede üçüncüye. Bu cuma o da çıkacak inşallah.
Bu çocukları bir daha hasta edeceğiz diye çok korkuyoruz. Hastanelerde bölük pörçük kalmak o kadar zor ki. Evdeki abla da krizlerde zaten...
Evdeki yardımcıyı işe başladığından beri öksürdüğü için gönderdim. Evde hasta insan istemiyorum. Şimdi yine yardımcı arıyorum sadece bebeklere bakacak.
Çok güzeller maşallah, ama çok zor gerçekten. Dün ikisi de ciyak ciyak gece yarılarına kadar ağladı, karı koca mahvolduk. Gazları var, kabız oluyorlar vs vs...
Yorgunum, ama ayaktayım. Geçecek bu günler inşallah. Daha bebeklerimin anne karnındaki 40 haftaları dolmadı. 10 ocakta dolacak. Ancak o zaman daha normal bebek büyüklüğüne gelecekler. Şimdi kilo almaya çalışıyorlar.
Not: Bebeklerimizin Akikalarını yani Şükür Kurbanlarını kestirmiştik. Herkes bilmiyor olabilir:
Akika, çocuk nimetine karşılık, Allahü teâlâya şükretmek için hayvan kesmektir. Akika hayvanı, kurbanlık hayvan gibi olmalıdır.
Akika, çocukları belalardan, hastalıklardan korur. Kıyamette, anaya, babaya, ayrı bir şefaat ederler. Erkek çocuk için iki, kız çocuk için bir akika hayvanı kesilir. Kesilen akikadan kendisi ve zengin fakir herkes yiyebilir, pişmiş veya çiğ olarak zengin fakir herkese verebilir.
Kaynak: http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1189 (netten aradım, kaynak site hakkında fazla bir bilgim yok)